Aldı Aldı

deliydi ne yaptığını ne kendisi

ne biz bilirdik hani kediydik

bizim dilimiz acıtırdı

anlatamaz anlamazdık

al bayrağı sırtına dolayıp koştuğunda

alının tam orta yerinde bir mermi

yaşıyordu bile ölmeden

göremedik

düşman edilen çocukları denizde

temizledi kurşun asker

batar tabya ve demir dikenler

yıkadı ellerini ayaklarını sabunlarla

silahları karıştırdı Naci

orduda sevmediler hep yalandı diye

kuyruklu diye memleketi kurtar

dığını dağından sürdüğünü

unuttular iman tahtasındaki

mermiyi ve dua okuyan papazların

korkusunu ona sarıldığında

dinden çıkarcasına çağladı Anadolu

Naci’nin kıyafetleri boldu

büyük gelirdi ne tutsa tutsaklıktan

kursağında bir hürriyet kalmıştı

sarıldı ve aldı

görsel: Hans Larwin “Asker ve Ölüm”

İnsan Değil

aklımdan kelimelerimi çalarak var olma çabanı

bu sahte şahika sahnende duyuyorum

takdir etmekle beraber

günahlarımı güneşte kurutulmuş domatesler gibi

günlük sıkıntılarına meze etmeni

domuzular gibi istemeni

rakı diye arzu suyumu içmeni

seni ve dünyayı artık insan değil de

insan ötesi bir metal parıltısı gibi

görmemi

meme uçlarını değişmez gerçekler gibi

dudaklarımda büyütmeni

artık umursamıyorum

etimin yerine demir taş toprak geçeli

dil kullandığımızdan beri

insan olmadığımızı fazlası

biliyorum

sevişirken takır tukur ses çıkarmamızı

araya sıkışan onu bunu

eski sevgilileri

ana babamızı yataklarımızı

öldürmemizi

mazur görüyorum çünkü

bir makine pişmanlık duymaz

görsel: Phil Hale  

Sarı Sigara

yangın yerleri vücut parçaları

aşık insanın parmak uçları

havaya sıçrayan serçe

sigaranı bitir sarını aç

birçok kez sevdiğini düşündün Naci

bir çeşit işit tanrı sessizlik

sevildiğini, ölümlü yüzünden dirildiğini

kelinin yandığını harelendiğini

dumanlandın aklında

ama bırakamadın ki erilliğini

dilini çok kullandın diye

kızıl denizi ayırma görevi sende

kim inanacak sana

borcun kime

kumların üzerinde sende, sen de

söyle ufacık zaman dilimleri ne kar

ne de kum tanelerine sığıyor

hayal düzdüğün kanepede kandırılmak

aşk dediğin kayıp akıl sulu meyve ile

lekeli ise

ise senin isteklerin birçok yaşamı barındırıyor

çok da köhne ülkende dedi kahin

kül üfle kül nehrin zihnin

küçük derende, şilepler, kalyonlar, dev müzeler

içkin elinde

yüzdürme çaban, çok yaban ve yavan

sarı göl, sarı dudaklar kapalı

Naci ne zaman göreceksin kendini

ve sıkıştıracaksın dilberin gözüne kalbini

özünü ve zamanın tutamadığı kaşığı

ve içindeki aşk iksirini

dökülsün toprağa

görsel: Luca Boni “Siesta”

error: Content is protected !!