Hayal et, gerçek olsun!

Şiirin resimle buluştuğu yer / where poetry meets art



kitaplar fotoğraflar arasına yatırdık seni
dilendiriyoruz ellini kaldıracak kudreti
suretlerden sözcük nizamında çekmen için
süt beyazı bir ten, kızıl saçlar Klimt
düşledikçe seni dişliyor
inci mine dişsiz
halının altında yeşil saçlı peri
bak senin çok hayalin
gün be gün yitiyor şimdi
kırıklardan sızıp giden su gibi
bir içim su gibi
temiz topukların, boş tabağın
bitmeyen kahven iç çeke çeke
her gün birince silineceksin
asla yeterince parlamayacak
aslanın sarı tüyleri
dudaklarına varmayacak
kara yatağında
ancak pembe teninle öleceksin
hep pembe içini gördüğümüz
somon balığısın
kup kuru salonda

you brought the dead fish we’ve been looking for
but it feels like there is more
a utopia featured by Jesus strolling on water
treading lost desire
but the muddy liquid is transparent, almost transgender
a cogent gathering of four is ex-sex
the moor and the moral superiority are lost in the swamps
with the swaps of perspective
where the “I” becomes many untouched and yearning eyes
and eyes are people
the medieval costumes are a ruse to tempt you ample
the urges that erode under god’s gaze
the muezzin is calling us to something
alienation is the material fact fest phase
the same, the totality
that recur as sacrifice
the sardonic mackerel face does not bite
I’m the sea
who sees nothing
and wets himself among women
Image: Alessandro Sicioldr

kanat açamamış kuşun tüyünden düş
elinde aklın uçanlara bakmaya
tadını aldık meyvesinden göz dönmüş
toprağın altına filizlenen bahane
üşüdükçe baharı doğuruyoruz
arzu ettikçe, sevdikçe, edip buldukça
edepsizi
can sever
pişmanlık dikeni kırmızı
çıkmaz
gönül gene tıknaz, istediğini ister
şairlere sığınan gerçeğin zokasını yutmuştur
uçamaz gırtlağı yırtılmadan
bağıran hep haklıdır emi
çok görünen çok dillenenle yemiş yer
beni takip eden gölge hep benim değil
eğildikçe başkasını buluyorum ki
o zaman kuşlar tekrar uçuyor
unutulmak kirli kirli doymak
görsel: Joselito Sabogal



