Ölmeden Ölünüz

Şiirin resimle buluştuğu yer / where poetry meets art


balıktan kaçış yok düşlediğimiz yere
kürek çekerken akıntıya karşı
sevmenin bir umudu vardı karşı
yitirdiğimiz vakitle yeşil
yarı çıplak bedenlerden cin çıkaran
bir emir almışız ve çevreyi yok
yere hastalıklarımızla çürüten biz
yitirdiğimiz vakitle mavi
gözlerimizi ayırmamıza sebepse ölüm
ve faşist bir dünya kocaman
bir balığın bedeninde önümüzde
yitirdiğimiz vakitle turuncu
Yunus peygamberin dininden kör sevdalı
dönerken bir sandal sefasından
deniz sadece git gel ikimizin arasında
yitirdiğimiz vakitle kara
ufukta git gide küçülen çizgi
o eski parlak tenimizde açılan
bizle açılan kırışıklar, dalgalar
yitirdiğimiz vakitle kırmızı
ışığın bizi kör ettiği düşler tutkuyla
boğulan bir ülkenin canavar
yüreği hemen küreğin ucunda
yitirdiğimiz vakitle beyaz
bunca su yutmuş ölmemiş
sevdiğimiz günler, sokaklar, yüzler
suyun üzerinde salınıyor







what if an angel descended right now
and forced you onto your knees
held your jaw tight
unable to see your guilt
for all that grace trailing the wings blinds
mistaking you for Mary, yes, yes
the immaculate, the impeccable, the pure
holding a budding flower white like a staff
to bless you, to take you up
but you look down
holding a flower as a token of sold love
a sign of the Rapture is lost on you
and you are no Mary
a wrench, a wretched thing, who can only
sin and produce blasphemy
you consider yourself as low, left-over, licked
and think you’ll be damned
and it is the final moment
but it is just an error
an honest mistake by God who
also allow millions of children to die
an old-school angel sent to the wrong place
at the wrong time
when you were expecting a cock, a torture tool
but it will be a holy peacock
you’ll be absolved
all white
in a different light
and you are a man again
amen
